Haluk Geray ve Aylin Aydoğan

1990’lardan itibaren internetin sivil kullanıma açılması ve bu sürece eşlik eden çeşitli teknolojik ve ekonomik gelişmeler internetin haber sunumu için yeni bir ortam olarak kullanılmasını mümkün kılmış; iletişim alanı içinden ve dışından çeşitli aktörler farklı güdülerle internet gazeteciliği uygulamalarını hızla hayata geçirmiştir. Örneğin, grafik tabanlı ilk internet tarayıcısı (graphical browser) olan Mosaic’in 1993 yılında kullanılmaya başlanmasından sonra 4900’den fazla gazete kendi internet yayınlarını başlatmış (Pavlik, 1999: 54); 2001 itibariyle de online habercilik kuruluşlarının sayısı dünya genelinde 14.000’e yaklaşmıştır (Deuze, 2003: 204). 2005’te ise habere erişim için interneti kullananların sayısı milyonlarla ifade edilmiş; usatoday.com, washingtonpost.com, foxnews.com gibi büyük medya kuruluşlarına bağlı haber sitelerinin aylık tekil kullanıcı sayılarının 5-6 milyona ulaştığı belirtilmiştir (Wilson, 2005). Daha yakın tarihli bir raporda ise (PEJ, 2008) Yahoo News sitesinin 2007’deki aylık ortalama tekil kullanıcı sayısının 32,6 milyona ulaştığı; MSNBC’nin ise aylık ortalama 29,2 milyon tekil kullanıcıya sahip olduğu belirtilmiştir. Türkiye’deki internet gazeteciliği uygulamaları da dünyadaki örneklerle aşağı yukarı eşzamanlı olarak başlamış ve geleneksel medya kuruluşlarından bağımsız internet gazeteciliği uygulamalarıyla geleneksel medya kuruluşlarının internet gazeteciliği yatırımları aynı tarihlerde hayata geçirilmiştir. İlk olarak Aktüel ve Leman dergileri internete aktarılmış; 1996’da da Zaman gazetesi internette yayımlanmaya başlamıştır. Türkiye’de geleneksel medyadan bağımsız ilk internet gazeteciliği uygulamasıysa Ocak 1996’da yayına başlayan XN olmuştur. 1997’den itibaren de Türkiye’deki geleneksel medya kuruşlarının neredeyse tamamı kendi sitelerini kurarak internet gazeteciliği uygulamalarını hayata geçirmiştir. Bugün için Türkiye’de de internet gazetelerinin günlük kullanıcı sayıları milyonlarla ifade edilmektedir. Örneğin hurriyet.com.tr sitesinin günlük ortalama tekil kullanıcı sayısının 2 milyona yaklaştığı belirtilmektedir (Özkök, 2009).

Geleneksel medyadan bağımsız internet gazeteciliği uygulamalarının hızla yaygınlaşmasında, internetin kitle iletişim teknolojilerine oranla çok daha düşük maliyetle içerik sunumu yapmaya olanak vermesi dolayısıyla da pazara giriş koşullarının daha düşük olması gibi ekonomik faktörlerin payının olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hem aşırı derecede ticarileşmiş ve uluslararası büyük şirketler tarafından kontrol edilen medya ortamında temsil olanağı bulamayan gruplar hem de geleneksel medya pazarına girişte yakalanması gereken kritik kitlenin ve promosyon eşiğinin yüksekliği (Geray, 2005: 165) gibi nedenlerle medya sektörüne yatırım yapamayan şirketler hızla internet gazeteciliği yatırımlarını hayata geçirmiştir.

Niceliksel artışın ve yaygınlaşmanın yanı sıra internet gazeteciliği uygulamaları niteliksel olarak da çeşitlenmektedir ve haberin toplanması ve sunumu, habercilik anlayışı gibi noktalarda farklı özellikler taşımaktadır. Bu farklılıklar bağlamında internet gazeteciliğine ilişkin çeşitli sınıflandırmalar gerçekleştirilmiştir. Konuya ilişkin akademik yazın içinde en sık başvurulan çalışma Deuze’un (2003: 205–210) Şekil 1’de gösterilen dörtlü sınıflandırmasıdır.

306k

Şekil 1: İnternet gazeteciliğinin tipolojisi

Bu sınıflandırma çerçevesinde online gazetecilik uygulamaları arasında en yaygın olanı geleneksel medya kuruluşları tarafından gerçekleştirilen bbc.com, cnn.com, hurriyet.com, milliyet.com, ntvmsnbc.com gibi anaakım haber siteleridir. Bu tür haber sitelerinde editoryal kontrol yoğun olarak yapılmaktadır ve anaakım haber siteleri haber sunumu, haber değeri ve kullanıcı ile ilişki açısından geleneksel gazeteciliğe en yakın olanlardır. Endeks ve kategori siteleri olarak adlandırılan ikinci tür haber siteleriyse daha çok arama motorları, pazarlama şirketleri ya da bireyler tarafından gerçekleştirilen uygulamalardır. En bilinen örnekleri news.google.com, altavista.com/news gibi haber siteleridir. Endeks ve kategori sitelerinde haber sunumu ağ üzerindeki farklı haber sitelerine bağlantı (link) verilmesi aracılığıyla yapılır. Üçüncü tür internet gazeteciliği uygulamasıysa eleştiri ve yorum siteleridir. Türkiye’de en yaygın bilinen uygulamalar medyatava.com, dorduncukuvvetmedya.com gibi sitelerdir. Eleştiri ve yorum siteleri daha çok medya dünyası ve haberciler hakkında bilgi verir ve Deuze’a göre “gazetecilik hakkında gazetecilik” olarak da adlandırılabilir. Dördüncü tür uygulama olan indymedia.org gibi paylaşım ve tartışma siteleriyse yazara göre online gazeteciliğinin en iyi gerçekleştirildiği uygulamalardır. Paylaşım ve tartışma sitelerinde editoryal kontrol en aza indirilmekte ve teknolojik özellikler en üst seviyede kullanılmaktadır.

Son yıllarda içerik üretimini ve yönetimini sağlayan kullanımı kolay ve ucuz donanımların gelişmesi ve yaygınlaşması, internet üzerinden içerik sunumunu sağlayan çeşitli programların ve yazılımların ücretsiz ya da çok ucuz şekilde sunulması gibi teknolojik gelişmeler, profesyoneller dışında kullanıcıların da içerik üretebilmelerini ve bu içeriği internet ortamında paylaşabilmelerini sağlamaktadır. Bu teknolojik gelişmelerin yanı sıra kullanıcıların içerik üretim sürecine aktif bir şekilde katılmaya ve ürettiklerini başkalarıyla paylaşmaya yönelik artan isteklilikler de internet üzerindeki kullanıcıların ürettiği içerikle hazırlanan uygulamaların artmasına ve çeşitlenmesine olanak sağlamıştır. Bir video paylaşım sitesi olan YouTube, OhmyNews ve Wikinews gibi haber temelli uygulamalar, kişisel web günlükleri olarak bilinen webloglar, Facebook, MySpace gibi sosyalleşme ve paylaşım siteleri kullanıcıların ürettiği içerikle hazırlanan sitelerin en bilinenleridir. Her ne kadar kullanıcıların ürettiği içerikle hazırlanan sitelerin tamamı gazetecilik ve/veya haber merkezli uygulamalar değilse de son yıllarda internet üzerinden haber sunumu ve habere erişim için yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. Örneğin 2002 yılından bu yana weblogları endeksleyen ve 2004’ten beri de yıllık raporlar yayınlayan Technorati (2009) şirketinin verilerine göre 2008 itibariyle webloglar arasında en yaygın başlıklar yaşam tarzı, teknoloji, siyaset, haber ve müziktir. State of the Blogosphere-2008 raporuna göre webloglar genellikle birden fazla başlıkla ilgili konuları kapsamaktadır ve rapor özelinde bu sayı ortalama beş olarak ortaya çıkmaktadır. Buna göre endekslenen webloglar içinde haber başlığı ile ilgili olanların sayısı % 42 olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer başlıklar ise % 54 ile yaşam tarzı, % 46 ile teknoloji, % 35 ile politika ve %31 ile müzik olarak belirtilmiştir.

Webloglarla gazetecilik uygulamaları arasındaki ilişki konusunda Matheson (2004: 449) gazeteciliğin niteliksel bir değişim yaşamaya başladığını belirtmiştir. Yazara göre geleneksel anlamda gazeteciliği internet üzerinden gerçekleştirilen diğer içerik sunumu uygulamalarından ayıran sınırlar, habercilik webloglarının ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla birlikte giderek bulanıklaşmaktadır. Domingo ve Heinonen (2008: 6–11) ise gazetecilik ve güncel gelişmelerle ilişkili weblogların kuruluş amaçları dolayımıyla geleneksel gazetecilik pratiğine benzer bir görevi yerine getirdiklerini belirtmiştir. Yazarlara göre bu webloglar “bilinen anlamda gazetecilik rutinini ve kodlarını takip etmemekle birlikte güncel gelişmeler hakkında olabildiğince çok insana bilgi aktarmak ve bu konular hakkındaki tartışma ve yorumları mümkün olan en fazla insana ulaştırmak gibi açık bir amaç” taşımaktadır. Bu özellikleriyle de webloglar, genellikle geleneksel anlamda gazetecilik ve kurumsallaşmış medya ile ilişkilendirilen toplumsal rolü benimsemektedir. İçeriği profesyonel anlamda gazeteci olmayan insanlar tarafından hazırlanan kişisel haber webloglarından, gazetecilerin kendi haber webloglarına kadar farklı biçimleri olan haber webloglarını yazarlar “gazetecilik weblogu” olarak tanımlamakta ve bu uygulamaları kurumsallaşmış medya ile mesafelerini merkeze alarak en az kurumsal olanından en kurumsallaşmış olanına uzanan bir tipoloji çerçevesinde incelemişlerdir. Buna göre yurttaş weblogları tamamen medya kuruluşları dışında geliştirilen ve profesyonel anlamda gazeteci olmayan insanlar tarafından üretilen haberleri barındıran uygulamalardır. Benzer şekilde kullanıcı weblogları da profesyonel olarak gazetecilik yapmayanlar tarafından üretilen haberlerle hazırlanmaktadır ancak bu webloglar medya kuruluşlarına ait web siteleri altında yer almaktadır. Gazeteci weblogları ise profesyonel gazeteciler tarafından üretilen haberleri içeren webloglardır ancak bunlar bir medya kuruluşuna bağlı olmadan; kurumsallaşmış medyanın “dışından” gerçekleştirilen uygulamalardır. Medya weblogları ise kısaca medya kuruluşları içinde gazeteciler tarafından hazırlanan webloglar olarak açıklanabilir. Haber değeri yüksek özel olayların ayrıca ele alındığı webloglar, görüş/tartışma weblogları ve katılımcıların ya da uzman gazetecilerin hazırladıkları haberleri yayınlandıktan sonra daha da detaylı olarak ele aldıkları webloglar medya weblogları arasında en yaygın olan üç biçim olarak sıralanabilir.

Dünyadaki örneklerinde olduğu gibi Türkiye’de de geleneksel medya kuruluşları kendi web sitelerinde kullanıcı webloglarına yer vermektedir. Örneğin hurriyet.com.tr kullanıcı webloglarına tüm etkileşimli hizmetlerini içeren interaktif bölümünde; milliyet.com.tr ise weblog başlığı altında yer ayırmaktadır.

307k

Şekil 2: Gazetecilik bloglarının tipolojisi

Weblogların dışında kullanıcının ürettiği içerik ile hazırlanan ve esas olarak gazetecilik temelli olmayan ancak habere erişimde yoğun olarak kullanılan diğer internet içeriği uygulamaları ise sosyalleşme ve paylaşım siteleridir. Örneğin bir video paylaşım sitesi olan YouTube’da 2008 Amerikan Başkanlık Seçimleri sırasında başkan adayı Barack Obama’nın seçim kampanyasına ilişkin yayınlanan 1800 video toplamda 100 milyon kez izlenmiştir (PEJ, 2009). Türkiye’de de 2009 yerel seçimlerinde adaylar paylaşım ve sosyalleşme sitelerini yoğun olarak kullanmıştır. Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerdeki adaylar popüler bir sosyalleşme ve paylaşım sitesi olan Facebook’ta kendi profil sayfalarını oluşturmuş; destekçileri ise aynı platform üzerinde çeşitli gruplar kurmuştur.

Yeni iletişim teknolojileri gazetecilik etiğini nasıl etkilemektedir?

Yeni iletişim teknolojileri ve internet gazeteciliği uygulamalarıyla gazetecilik etiği ilişkisi konusundaki çalışmalar bir yandan olası sorunları ve bunların sonuçlarını kapsarken diğer taraftan da herkesin haber üretimine ve sunumuna katılabildiği bir ortamda gazeteciliğin geleneksel normlarının ve etik kodlarının hala geçerli olup olmadığına; profesyoneller dışında haber üretimi ve sunumu yapanların da bu normlar ve kodlarla çalışmalarının zorunlu olup olmadığına ilişkin tartışmaları içermektedir.

Gün geçtikçe ucuzlayan, çeşitlenen ve yaygınlaşan, veri işleme ve saklama kapasiteleri artan sayısal fotoğraf makineleri, ses kayıt cihazları, yüksek kalitede görüntü kaydı yapabilen ve elde taşınabilir büyüklükteki sayısal kameralar, metin ve görüntü gibi çeşitli türdeki enformasyonu işlemeye olanak sağlayan yazılımlarla ve bunların merkeze aktarılmasını mümkün kılan kablosuz modemle donatılmış dizüstü bilgisayarlar ve görüntü kaydedebilen cep telefonları gibi sayısal donanımlar ve teknolojiler gazetecilerin günlük rutinlerini kolaylaştırmaktadır (Martyn, 2009: 200). Yeni iletişim teknolojilerinin haber üretim sürecine getirdiği bir diğer olanak ise habere konu olabilecek enformasyona erişimin kolaylaşmasıdır. Örneğin internette yayınlanan raporlar, istatistikler, çeşitli kurumların resmi web sayfaları, elektronik arşivler ve kütüphaneler, tartışma ve haber grupları, kişisel web sayfaları çoğu zaman habere konu olan enformasyona erişim ve bu enformasyonun doğrulanması süreçlerinde haberciler tarafından yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Tüm bunlar bazı durumlarda gazetecilik etiği açısından sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Thomas W. Cooper (1998: 72–87) her yeni teknolojinin topluma sunulması ve kullanılmasının bir dizi etik sorunu beraberinde getirmesinin kaçınılmaz olduğunu ve bunların dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Yazara göre yeni iletişim teknolojilerinin gazetecilik etiği açısından yaratabileceği sorunlar ise daha özel olarak ele alınmalıdır çünkü bu teknolojiler daha önceki teknolojilerden çok daha hızlı bir şekilde yaygınlaşmakta bazı ülkelere ise ilk defa girmektedir. Cooper yeni iletişim teknolojilerinin ve/veya bunlar aracılığıyla mümkün hale gelen uygulamaların sorunların anlaşılabilmesi için bunların şirketlerle, bireylerle ve toplumlarla ilişkisinin de anlaşılmasının önemli olduğunu belirtmiştir. Mark Deuze ve Daphna Yeshua (2001: 276–278) ise Cooper’dan hareketle gazetecilerin yeni iletişim teknolojileri dolayımıyla karşı karşıya kaldıkları 7 ayrı problem belirlemiştir. Buna göre ticari baskılar, bağlantı (link) kullanımı, doğruluk/güvenilirlik, kaynaklar, mahremiyet, düzenleme ve haber toplama yöntemleri yeni iletişim teknolojileriyle gazetecilik alanında ortaya çıkan/çıkabilecek sorunlardır ve yazarlara göre bunların kesin ve tek çözümlerini bulmak mümkün değildir. John V. Pavlik (2001: 82) ise içinde bulunduğumuz dönemde sayısal teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilen gazetecilik uygulamalarının hem gazeteciler hem de toplum açısından çeşitli sorunları ortaya çıkardığını belirtmiştir. Bu sorunları, sayısal teknolojileri kullanarak haber toplamanın ve haber üretiminin etik standartları, haber içeriğinin etik sınırları ve gittikçe etkileşimli ve küresel hale gelen haber sistemi içinde gazetecileri bekleyen daha geniş etik meseleler başlıkları altında inceleyen Pavlik bu sorunların geleneksel gazetecilikte yaşanan sorunlardan farklı olduğunu belirtmiştir.

Görüntüyle oynama

Sayısal olarak kaydedilmiş bir fotoğrafın/görüntünün bilgisayar ortamında uygun yazılımlar kullanılarak değiştirilip yeniden düzenlenmesi olarak açıklanabilecek görüntü manipülasyonu Pavlik’e göre (2001: 86–87) geleneksel kurallardan biri olan haberi güvenilir birden fazla kaynağa başvurarak doğrulama ilkesini eskisinden daha da önemli hale getirmektedir. Sayısal teknolojileri kullanımından önce bazı özel tekniklerle ve uzman kişilerce gerçekleştirilebilen görüntüyü düzeltme teknikleri bugün kullanımı kolay bilgisayar programları sayesinde herkes için mümkün hale gelmiştir. Dan Gillmor (2004:177) bir videonun ya da fotoğrafın üzerinde değişiklikler yapılmasının karede olmayan bir kişinin eklenmesinden, önemli olduğu düşünülen bir bölümün daha belirgin hale getirilmesine kadar çok çeşitli biçimlerde yapılabildiğini belirtmiş ve bu uygulamaları “doctoring” terimiyle kavramsallaştırmıştır. Türkiye’de 29 Mart 2009 yerel seçimleri döneminde yaşanılan bir olay yeni iletişim teknolojilerinin görüntü manipülasyonu için kullanılmasına ilişkin bir örnek sunmaktadır. Seçim kampanyaları döneminde bir siyasi partinin bir ilde düzenlediği mitinge katılımın yüksek olduğunu iddia edebilmek için miting alanından çekilen fotoğraflar bilgisayar ortamında photoshop programı kullanılarak “klonlama” denilen ve bir kişinin fotoğraf karesinde birden fazla kez gösterilmesi olarak açıklanabilecek teknik ile düzeltilmiştir (Radikal, 08.03.2009).

Bilgi yanılsaması

Haber üretiminde ortaya çıkan sorunlar bağlamında ele alabileceğimiz bir diğer örnek ise habere ilişkin enformasyona erişimde yeni iletişim teknolojilerinin özellikle de internetin yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmasıyla ilgilidir. Habere konu olacak enformasyona erişim için yeni iletişim teknolojilerinin kullanımının gazetecilere zamandan tasarruf ve kolaylık sağladığı bir gerçektir. Diğer taraftan yeni iletişim teknolojilerinin haberin yayınlanması için kullanılabilecek zamanın kısalması yönünde bir baskıya neden olması da (Çaplı, 2002: 74–75) habere konu olan olayın doğruluğunun kontrol edilmesi, alternatif kaynaklardan araştırma yapılması gibi mekanizmaların işletilmesini zorlaştırmaktadır. Ancak bu durum bazen yalan haberlerin dolaşıma girebilmesine ve haberlerde manipülasyonun ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Fransız besteci Maurice Jarre’nin ölümüne ilişkin çeşitli medya kuruluşları tarafından yayınlanan anma yazıları ve haberler internet üzerindeki bilginin doğrulanmadan kullanımının yarattığı sorunlara örnek olarak gösterilebilir. Bir üniversite öğrencisi küreselleşme konulu akademik çalışmasına veri toplayabilmek amacıyla, dileyen herkesin bilgi girebildiği sanal bir ansiklopedi olan Wikipedia’da müzisyenle ilgili başlığa kendisinin uydurduğu “öldüğümde hala kafamda çalan son bir vals olacak” cümlesini, müzisyen ölmeden önce kendisi söylemiş gibi biçimlendirerek eklemiştir. Bu cümle Guardian, Independent gibi gazeteler ile BBC Music Magazine ve Daily Mail gazetesinin internet sitelerinde yayınlanan haberlerde ve anma yazılarında aynen alıntılanarak kullanılmış ve bu durum ancak maddeyi koyan kişinin medya kuruluşlarına mail atıp alıntılanan cümleyi kendisinin uydurduğunu itiraf edene kadar da fark edilmemiştir (Radikal, 07.05.2009). Benzer bir durum da Türkiye’de yaşanmıştır. Spor spikeri Levent Özçelik’in, televizyonda maç yayını sırasında aktardığı çeşitli bilgileri, dileyen herkesin veri girebildiği bir içerik uygulaması olan ekşisözlük sitesinden alıntılaması ve bu durumun fark edilmesiyle, ekşisözlük yazarlarından bazılarının bilerek yanlış bilgiler içeren başlıkları siteye eklemesi ve bunların da Özçelik tarafından aynen kullanılması örnek olarak gösterilebilir (Milliyet, 21.05.2007).

Sosyalleşme Sitelerinin Amacı Dışında Kullanımı

İnternet üzerinde bulunan enformasyonun haber materyali olarak kullanımı haberin manipülasyona açık olma ihtimali dışında “üretilme amacı dışında kullanımı” olarak belirtebileceğimiz bir bağlamda da etik tartışma yaratabilmektedir. Sosyalleşme sitelerinde belirli bir amaç için kurulan ve yakın arkadaş çevresiyle iletişime geçmek için oluşturulan sayfalar bazı durumlarda gazetecilerin haber materyaline ulaştıkları kanallar haline gelebilmektedir. Bu durum kullanıcıların mahremiyetlerinin ihlal edilip edilmediği gibi bir tartışmayı gündeme getirmektedir. Örneğin ABD’deki Virginia Teknoloji Üniversitesi’nde Nisan 2007’de meydana gelen ve 32 kişinin öldürüldüğü okul baskını sonrasında ölenleri anmak ve acıları paylaşmak amacıyla Facebook’ta oluşturulan gruplara gazeteciler hızla üye olmuş ve ilk elden haber materyaline ulaşmışlardır. Bu durum bir yandan bu tür platformlardaki içeriğin kamuya açık olması ve haber değeri taşıdıkları durumda kullanılabilecekleri gibi bir argümanla olağan olarak görülebilecekken, diğer taraftan belirli bir amaç için üretilen içeriğin amacı dışında kullanılması nedeniyle bir sorun olarak da düşünülebilmektedir (Hermida, 2007).

İçeriğin izinsiz ve/veya kaynak göstermeden kullanımı

Haberlerin izinsiz ve kaynak göstermeden kullanımı olarak belirtebileceğimiz intihal de yeni iletişim teknolojileri ve gazetecilik etiği tartışmalarında sıkça vurgulanan bir sorundur. İnternet gazeteciliği özelinde düşünüldüğünde ağ üzerinde bulunan herhangi bir haber ya da görüntüyü kopyalayabilmek çok kolay ve kısa sürede mümkün olabilmektedir. Böyle bir sorunun önüne geçmek için bilgisayar temelli ve otomatik olarak intihali yakalayan araçlar geliştirilmiştir. Bunlardan bir tanesi de iParadigms LLC şirketi tarafından geliştirilen Turnitin isimli servistir. Lisansı alındıktan sonra www.turnitin.com adresi üzerinden kullanılmaya başlanan servisten her hangi bir cümlenin kaynağı, web sayfaları, öğrenci ödevleri, akademik yayınlar ve tezler, kitaplar, dergiler ve gazetelerden oluşan bir veri tabanından taranabilmekte ve intihal varsa yakalanabilmektedir. Turnitin’in ya da benzer servislerin gazetecilik alanında yaşanan intihallerin ve/veya muhabirin haberinin doğruluğunun belirlenmesi gibi amaçlarla kullanılması da gittikçe yaygınlaşmaktadır. Yine aynı şirket bir başka uygulama daha hayata geçirilmiştir. LexisNexis CopyGuard isimli sistemde sistemin veri tabanında depolanan enformasyon arasından bir tarama yapılarak intihalin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Sistem özellikle haber içeriğine depolamak amacıyla geliştirilmektedir ve sisteme ilişkin iParadigms LLC ile New York Times arasında gerçekleştirilmiş bir ortaklık da bulunmaktadır (Pavlik, 2008: 210 ve 251).

Reklâm-haber ayrımının kaybolması

Yeni iletişim teknolojileri dolayımıyla ortaya çıkan bir diğer sorun ise online yayınlarda reklâm ile haber içeriği arasındaki sınırların aşınmasıdır. Web sayfalarında haber içeriği ve reklâm için kullanılan alanların net olarak ayrılmaması ve haberlere linkler eklenerek ağ üzerindeki başka bir sayfaya yönlendirme yapılması şeklinde hazırlanan reklâmlar güvenilirliği zedeleyen uygulamalar olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan halkla ilişkiler firmaları ve reklâmcılarda yeni iletişim teknolojilerinin getirdiği olanakları kullanma yönünde çaba sarf etmekte ve editoryal süreç ile bütünleşmiş halkla ilişkiler ve tanıtım faaliyetlerinin gerçekleşmesi yönünde baskı oluşturmaktadırlar. Yeni iletişim teknolojilerinin reklâmcılık uygulamaları açısından kullanımı sadece kurumsal uygulamalar düzeyinde ortaya çıkmamakta; kullanıcılar da etik açıdan tartışmalı olduğu düşünülebilecek reklâm ve tanıtım faaliyetleri gerçekleştirebilmektedir. Gerilla reklâm taktiği olarak bilinen bu uygulamalarla kısa zamanda çok sayıda katılımcının gruba üye olmasını sağlayacak bir başlık ile sosyalleşme ve paylaşım sitelerinde gruplar kurulmakta ve istenilen katılımcı sayısına ulaşıldığında grubun başlığı ve içeriği asıl kuruluş amacı doğrultusunda değiştirilmekte ve üyelere reklâm içerikli mesajlar gönderilmeye başlanmaktadır.

Reklâm içeriği ile editoryal içerik arasındaki sınırların bulanıklaşmasının yarattığı sorunlar bazı meslek kuruluşlarını harekete geçirmiştir. Örneğin Amerikan Dergi Editörleri Derneği (American Society of Magazine Editors) reklâm içeriği ile editoryal içerik arasındaki sınırların bulanıklaşmasının yarattığı sorunların aşılabilmesi için bir dizi ilke belirlemiştir. Buna göre sitenin içeriğini kontrol eden kuruluşun isminin ve logosunun açıkça belirtilmesi; tüm sayfalarda editoryal ve reklâm içeriğinin açık bir şekilde birbirinden ayrıştırılması; tüm reklâmların ya da reklâm alanlarının “reklâmdır” şeklinde açıkça işaretlenmesi; editörlerin reklâm için içerik üretmesine asla izin verilmemesi; bir online yayının içindekiler kısmına, içindekiler dizinine ya da editoryal içeriğe ilişkin bir listeye asla reklâm linkini yerleştirilmemesi önerilmektedir (akt. Pavlik, 2001: 116).

Editoryal içerik ile reklâm arasındaki sınırların aşınmaya başlaması dışında yeni iletişim teknolojilerinin gazetecilik pratiği alanında kullanılmasıyla ortaya çıkabilecek diğer sorunların çözümünde rehberlik etmesi amacıyla ilkeler belirlemeye yönelik başka girişimler de mevcuttur. Örneğin Amerika’nın önemli gazetecilik meslek örgütlerinden olan Profesyonel Gazeteciler Derneği (Society of Professional Journalists-SPJ), yeni iletişim teknolojilerinin haber üretim sürecinde yoğun olarak kullanılmaya başlanmasının haberin toplanması ve sunulmasında yarattığı değişimlerin gazeteciliği etkilediğini belirterek 1996 yılında kendi etik kodlarını yenilemiştir. Gazetecilik alanında yaşanılan değişim kabul edilmekle birlikte bunun temel ilkeleri değiştirecek düzeyde olmadığı değişimin daha ziyade gazetecilik yapmanın araçlarının değişmesi olarak belirdiğini belirten Profesyonel Gazeteciler Birliği etik kodlarındaki yenilemeyi de bu mantık çerçevesinde yapmıştır. Buna göre gazetecilerin haberlerinde olaya ilişkin gerçeğe ulaşmaya çalışmaları ve bu gerçeği haberleştirmeleri, haberden kaynaklanabilecek zararları en aza indirmeye çaba göstermeleri, bağımsız davranmaları ve hesap verebilir olmaları uyulması gerekli ilkeler olarak sıralanmıştır. Buna göre gazeteciler gerçeğe ulaşmaya ve gerçeği haberleştirmeye çalışırken haberin doğruluğunu araştırmalı, intihal yapmaktan kaçınmalı, reklâm ile haber materyali arasındaki sınırları net olarak ayırmalı, haber toplama ve yazma sürecinde dürüst ve adil davranmalıdır. Haberden kaynaklanabilecek zararları en aza indirebilmek için ise habere konu olan kişilerin ve haber kaynağının kişilik haklarına ve mahremiyetlerine özen göstermelidir. Gazetecilerin bağımsız davranabilmeleri maddesiyle de haber üretiminde her türlü ticari ve siyasi çıkardan bağımsız olarak sadece kamuya ve kamunun bilme hakkına bağlı kalarak işlerini yapmaları gerektiği anlatılmak istenmiştir. Etik bir haberciliği sağlayabileceği düşünülen bir diğer madde olan hesap verebilir olmaksa gazetecilerin okuyucularına ve birbirlerine karşı sahip olmaları gereken sorumlulukla ilgilidir (Black, 1998: 10-15). Benzer kurallar Online Haber Derneği (Online News Association-ONA) tarafından da benimsenmiştir (ONA-Resmi İnternet Sitesi). Dernek, internetin habere erişim için yaygın şekilde kullanılmasının hem gazeteciler hem de kullanıcılar açısından fırsatlar ve tehditler yarattığını belirterek, internet ortamı üzerinden ilkeli ve sorumlu bir habercilik yapılabilmesinin reklâm ve haber arasındaki sınırların net olarak çizilmesi, habercilerin objektiflik, sorumluluk ve doğruluk gibi ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalması gibi kurallara uyulmasıyla mümkün olabileceğini belirtmiştir.

Profesyonel-kullanıcı ikiliği bağlamında gazetecilik etiği

Profesyoneller dışında sıradan kullanıcıların da haber üretimi ve sunumu yapabildikleri, bir anlamda gazeteci olabildikleri, bir ortamda gazetecilik etiğinin nasıl biçimlenebileceği, geleneksel gazetecilik normlarının ve etik kodlarının bu yeni habercilik pratiği için yeterli olup olmadığı ve/veya geçerliliğini koruyup korumadığı yeni iletişim teknolojileri ve gazetecilik etiği tartışmalarında üzerinde durulan konular arasındadır. Bu çalışmalar “gazeteci kimdir?” sorusunu sorarak ve örneğin weblog sahiplerinin “gazeteci” olarak kavramsallaştırılıp geleneksel gazetecilik kodları içinde çalışmalarının gerekip gerekmediğini tartışarak yeni iletişim teknolojileri ve gazetecilik etiği etkileşimini ele almaktadır. Cecilia Friend ve Jane B. Singer’a (2007: 115–120) göre, ister haber temelli olsun isterse de çeşitli konular hakkındaki görüş ve öneriler aktarılsın kullanıcıların ürettiği içeriği barındıran siteler habere erişim açısından değerli uygulamalardır. Bu tür siteler için içerik üretenlerin örneğin weblog sahiplerinin gazeteci olup olmadığını ya da gazeteci ile weblog sahibini birbirinden ayıran sınırları belirlemek oldukça zordur. Bir kişinin gazeteci olarak tanımlanmasında kullanılacak geçerli bir yöntemi bulmak ve böylesi bir tanımlamanın dayanak noktası olabilecek kavramlar da bir o kadar problemlidir. Yazarlara göre böyle bir tartışma kısa vadede sonlanmayacak olsa da etik bir perspektifle meseleye yaklaşmak bu konuda bir parça da olsa netleşebilmeye olanak sağlayabilecektir: “Etik aslında tüm insani faaliyet alanlarında ve insan ilişkilerinde sürece değer katmaktadır ancak gazeteciler her zaman özel yükümlülükler ve kurallar seti ile çalışmak zorundadırlar.”

Akademik bilgi birikimi içinde kullanıcılar tarafından oluşturulan haberlerde etik kurallara uyulmasının zorunlu olup olmadığı, weblog sahiplerinin de gazetecilik profesyonel ideolojisiyle çalışmalarının gerekip gerekmediği, gazetecilerle weblog sahiplerini ayıran sınırların neler olduğu gibi tartışmalar devam ederken pratik alanda düzenleneme ve ilkeler belirleme çabaları bu tartışma sürecine eşlik etmektedir. Örneğin Medya Blogcuları Birliği (Media Bloggers Association) uyulması gereken etik standartları, düzeltme politikalarını ve profesyonel kimliği tanımlayacak ilkeleri içeren bir kurallar seti hazırlamaktadır ve weblog yazarlarının haberlerini hazırlarken karşılaşabilecekleri yasal sorunlara ilişkin eğitim programları düzenlemektedir (Elliott, 2009: 38).

Webloglar, sosyalleşme platformları ve paylaşım siteleri gibi uygulamaların ele alındığı bölümde de tartışıldığı üzere kullanıcıların oluşturduğu içeriğin ağ üzerinde yaygınlaşması bir yandan geleneksel medya kuruluşları tarafından üretilen haberler dışında başka bir grup habere erişimi mümkün kılarken diğer yandan bu haberler geleneksel medya kuruluşlarına habere konu olacak hikâyeleri de sağlamakta; bunlar medya profesyonelleri tarafından geliştirilerek habere dönüştürülebilmektedir. Habere erişim ve haber sunumu açısından yeni olanaklar yaratan bu uygulamalar aynı zamanda pratik ve etik sorunlar da yaratabilmektedir. Haberde doğruluğun sağlanamaması, kaynağın anonimliği ve kimliğinin belirlenememesi durumunda güvenilirliğin zedelenmesi, dengelilik ilkesinin ihlali, yanlı haber yazılması gibi etik sorunlar doğurabilmektedir.

Sonuç

Yeni iletişim teknolojilerinin haberin toplanmasına, işlenmesine ve sunumuna getirdiği olanaklar yukarıda da tartışılmaya çalışıldığı üzere gazetecilerin işlerini yapma biçiminde değişimler yaratmakta ve günlük rutinlerini kolaylaştırabilmektedir. Diğer taraftan bu olanaklar haberin doğruluğuna/güvenilirliğine ilişkin mevcut kaygıların internet gazeteciliği uygulamaları açısından da geçerliği olduğunu ortaya koymaktadır.

Yeni iletişim teknolojilerinin haber üretim sürecinde kullanılmaya başlanmasıyla haber üretimi ve sunumu süreçlerinde yaşanılan değişimler ve internet üzerinden medya kuruluşları ya da kullanıcılar tarafından gerçekleştirilen habercilik uygulamaları gazetecilik etiği hakkındaki çalışmalarda fırsat-tehdit ikiliği içinde ele alınmaktadır. Sorunlara çözüm olarak da etik ilkelere uyulması ve üzerinde uzlaşılmış gazetecilik normlarına bağlı habercilik yapılması önerilmektedir. Bu yaklaşım hem webloglar aracılığıyla haber sunumu yapanlar hem de internet ortamında haber sunumu gerçekleştiren medya kuruluşları tarafından üzerinde uzlaşılmış bir konudur. Profesyonel gazetecilik ideolojisinin ve etik kodlarının üzerindeki bu uzlaşma her yeni teknolojinin gazetecilik alanında sadece televizyon gazeteciliği, basılı gazetecilik gibi format değişiklikleri yarattığı yönündeki iddiayı güçlendirir niteliktedir. İnternet gazeteciliği özelinde düşünüldüğünde etik kodlara uygunluk sadece sorumlu habercilik yapılmasının garantörü değil aynı zamanda mesleki anlamda gazeteciliği tanımlamanın bir aracı olarak da ele alınmaktadır. Bir kurallar seti içinde çalışma zorunluluğunun bulunması kullanıcı-gazeteci ayrımında profesyonel olarak gazeteciyi tanımlayacak en temel kriter olarak kavranmaktadır. Yeni iletişim teknolojileri dolayımıyla dileyen herkesin katkı sağlayabileceği, ortaklaşa (collaborative) gerçekleştirilen ve paylaşıma dayanan bir haber üretim sürecinin ortaya çıkması bazı açılardan umut vaat edici olabilmektedir. Haberde “gerçeğe” böyle bir süreç sonunda ulaşılabileceği düşünülebilir. Ancak böylesi bir beklentinin karşısında da internetin ve internet üzerindeki içeriğin içinde bulunduğumuz dönemde ise yoğun olarak kullanıcılar tarafından üretilen içerikle gerçekleştirilen uygulamaların gün geçtikçe ticari faaliyetlerin konusu haline gelmeye başlaması yönündeki bir eğilim olduğunun da unutulmaması gerekir..

Kaynaklar

Black, Jay (1998). “Journalism Nethics.” Convergence: The International Journal of Research into New Media Technologies 4(4): 10–17.

Cooper, Thomas W. (1998). “New Technology Effects Inventory: Forty Leading Ethical Issues.” Journal of Mass Media Ethics 13(2): 71–92.

Çaplı, Bülent (2002). Medya ve Etik. Ankara: İmge Kitabevi.

Deuze, Mark (2003). “The Web and its Journalisms: Considering the Consequences of Different Types of Newsmedia Online.” New Media & Society 5(2): 203–230.

Deuze, Mark ve Daphna Yeshua (2001). “Online Journalists Face New Ethical Dilemmas: Lessons From The Netherlands.” Journal: Journal of Mass Media Ethics 16(4): 273–292.

Domingo, David ve Ari Heinonen (2008). “Weblogs and Journalism: A Typology to Explore the Blurring Boundaries” Nordicom Review 29(1): 3–15.

Elliott, Deni (2009). “Essential Shared Values and 21st Century Journalism.” The Handbook of Mass Media Ethics. Lee Wilkins ve Clifford G. Christians (der.) içinde. New York: Routledge. 28–39.

Friend, Cecilia ve Jane B. Singer (2007). Online Journalism Ethics: Traditions and Transitions. New York: M.E. Sharpe Inc.

Geray, Haluk (2005). “Radyo ve Televizyon Yayıncılığının Ekonomisi.” İletişim Ağlarının Ekonomisi: Kitle iletişimi, Telekomünikasyon, İnternet ve Yazılım. Funda Başaran ve Haluk Geray (der.) içinde. Ankara: Siyasal Kitabevi. 159–176.

Gillmor, Dan (2004). We the Media: Grassroots Journalism by the People, for the People. Sebastopol: O’Reilly Media, Inc.

Hermida, Alfred (08.06.2007). “Social Media Poses Digital Dilemmas for Journalists.”  http://www.journalismethics.ca/feature_articles/social_media_poses_digital_dilemmas.htm Erişim Tarihi: 03.06.2009.

Martyn, Peter H. (2009). “The Mojo in the Third Millennium.” Journalism Practice 3(2): 196–215.

Matheson, Donald (2004). “Negotiating Claims to Journalism: Webloggers’ Orientation to News Genres.” Convergence: The International Journal of Research into New Media Technologies 10 (4): 33–54.

Milliyet (21.05.2007). “YouTube’un En Çok İzlenen Spikeri.” http://www.milliyet.com.tr/2007/05/21/son/sonspo01.asp Erişim Tarihi: 12.04.2009.

Online News Association Resmi İnternet Sitesi, http://journalists.org/?page=onamission Erişim Tarihi: 05.05.2009.

Organisation for Economic Co-operation and Development (2007). Participative Web: User-Created Content. http://www.oecd.org/dataoecd/57/14/38393115.pdf Erişim Tarihi: 22.06.2008.

Özkök, Ertuğrul (06.06.2009). “Hürriyet Dünyasına Hoşgeldiniz.” Hürriyethttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/11808251.asp?yazarid=10&gid=61&hid=11808880 Erişim Tarihi: 06.06.2009.

Pavlik, John V. (2008). Media in the Digital Age. New York: Columbia University Press.

Pavlik, John V. (2001). Journalism and New Media. New York: Columbia University Press.

Pavlik, John V. (1999). “New Media and News: Implications for the Future of Journalism.” New Media Society 1(1): 54-59.

Petersen, Søren M. (2008). “Loser Generated Content: From Participation to Exploitation.” First Monday 13(3) http://firstmonday.org/htbin/cgiwrap/bin/ojs/index.php/fm/article/view/2141/1948 Erişim Tarihi: 13.08.2008.

Project for Excellence in Journalism (2009). The State of the News Media-2009. http://www.stateofthemedia.org/2009/narrative_online_audience.php?cat=2&media=5# Erişim Tarihi: 02.05.2009.

Project for Excellence in Journalism (2008). The State of the News Media-2008. http://www.stateofthemedia.org/2008/narrative_online_ownership.php?cat=4&media=5 Erişim Tarihi: 02.05.2009.

Radikal (08.03.2009). “Manisa’daki Mitingde İnsanları Klonlamışlar!” http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=925176&Date=08.03.2009&CategoryID=78 Erişim Tarihi: 10.04.2009.

Radikal (07.05.2009). “Wikipedia, Dünya Basınını Kandırdı!” http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=934805&Date=08.05.2009&CategoryID=79 Erişim Tarihi: 07.05.2009.

Technorati (2009). State of the Blogosphere-2008. http://technorati.com/blogging/article/day-2-the-what-and-why/ Erişim Tarihi: 02.05.2009.

Wilson, Kinsey (2005). “PBS Resmi İnternet Sitesinde Yayınlanan Röportaj.” http://www.pbs.org/newshour/media/newmedia/kinsey.html Erişim Tarihi:  20.03.2009.

World Editors Forum ve World Association of Newspapers (2008). Trends in Newsrooms. Paris: World Association of Newspapers.